Telaffuz: /brɪŋ əˈbaʊt/

📖 Köken ve Yapı

Fiil olan ‘bring’ (getirmek) ile yön bildiren ‘about’ (etrafında, çevresinde) kelimelerinin birleşimiyle oluşmuştur. 14. yüzyıldan itibaren bir olayı ‘döndürüp dolaştırıp bir sonuca ulaştırmak’ mantığıyla dilimize yerleşmiştir.

💬 Örnek Cümleler

1. The new government hopes to bring about significant economic reforms.

Yeni hükümet önemli ekonomik reformları hayata geçirmeyi (sağlamayı) umuyor.


2. Miscommunication can bring about serious problems in a relationship.

İletişimsizlik, bir ilişkide ciddi sorunlara yol açabilir.

⚠️ Sık Yapılan Hatalar

❌ Yanlış: Yanlış: “She brought about him to change his mind” (birini ikna etmek anlamında kullanılmaz; doğrusu “brought him around” veya “caused him to change”).

✅ Doğru: The industrial revolution brought about significant social changes.

🔗 Eş ve Zıt Anlamlılar

🔄 Benzer: cause, result in, lead to, give rise to, trigger

↔️ Zıt: prevent, stop

💡 Kullanım Notu

Resmi ve yazılı dilde sıkça kullanılır; günlük konuşmada ‘cause’ daha yaygındır.