Telaffuz: /brɪŋ əˈbaʊt/

Köken ve Yapı

Fiil olan ‘bring’ (getirmek) ile yön bildiren ‘about’ (etrafında, çevresinde) kelimelerinin birleşimiyle oluşmuştur. 14. yüzyıldan itibaren bir olayı ‘döndürüp dolaştırıp bir sonuca ulaştırmak’ mantığıyla dilimize yerleşmiştir.

Örnek Cümleler

1. The new government hopes to bring about significant economic reforms.

Yeni hükümet önemli ekonomik reformları hayata geçirmeyi (sağlamayı) umuyor.

2. Miscommunication can bring about serious problems in a relationship.

İletişimsizlik, bir ilişkide ciddi sorunlara yol açabilir.

Sık Yapılan Hatalar

Yanlış: Yanlış: “She brought about him to change his mind” (birini ikna etmek anlamında kullanılmaz; doğrusu “brought him around” veya “caused him to change”).

Doğru: The industrial revolution brought about significant social changes.

Eş ve Zıt Anlamlılar

Benzer: cause, result in, lead to, give rise to, trigger

Zıt: prevent, stop

Kullanım Notu

Resmi ve yazılı dilde sıkça kullanılır; günlük konuşmada ‘cause’ daha yaygındır.

Benzer Phrasal Verb’ler

İlişkili Phrasal Verb’ler