Telaffuz: /brɪŋ ɔn/

📖 Köken ve Yapı

Bu deyim, kelime anlamı olarak bir şeyi ‘öne getirmek’ veya ‘sahneye çıkarmak’ fikrinden türemiştir; zamanla bir olayı veya durumu başlatıp tetiklemek anlamında mecazlaşmıştır.

💬 Örnek Cümleler

1. Stress and lack of sleep can bring on severe migraines.

Stres ve uykusuzluk şiddetli migrenleri tetikleyebilir.


2. I’m not sure what brought on her sudden outburst of anger.

Onun bu ani öfke patlamasına neyin yol açtığından emin değilim.

⚠️ Sık Yapılan Hatalar

❌ Yanlış: The nurse brought on the patient’s medicine. (Yanlış: ‘bring on’ burada ‘getirmek’ anlamında kullanılmış, ancak doğrusu ‘brought the medicine’ olmalıdır.)

✅ Doğru: The loud noise brought on a panic attack. (Yüksek ses, panik atağı tetikledi.)

🔗 Eş ve Zıt Anlamlılar

🔄 Benzer: neden olmak, sebep olmak, tetiklemek

↔️ Zıt: önlemek, engellemek

💡 Kullanım Notu

Hem günlük hem de tıbbi/duygusal bağlamda kullanılır; resmi yazışmalarda daha çok ‘cause’ tercih edilir.