Telaffuz: /ʤəmp ɪn/
Köken ve Yapı
İngilizce ‘jump’ (atlamak) ve ‘in’ (içine) kelimelerinin birleşmesiyle oluşan bir phrasal verb’dür. Bir konuşmaya fiziksel olarak atlamak metaforundan türemiştir; yani konuşmanın ortasına dalıvermek anlamını taşır.
Örnek Cümleler
1. I was talking to my boss when my colleague jumped in and changed the subject.
Patronumla konuşurken iş arkadaşım lafa atladı ve konuyu değiştirdi.
2. Don’t jump in while someone else is speaking; wait for your turn.
Başkası konuşurken araya girme; sıranı bekle.
Sık Yapılan Hatalar
❌ Yanlış: Yanlış: ‘He jumped in the conversation’ (doğru kullanım ‘He jumped into the conversation’ değil, genellikle ‘jump in with’ veya ‘jump in on’ kullanılır; en yaygın hata ‘jump in’ ifadesini fiziksel bir harekete (suya atlamak) anlamında kullanmaktır, oysa burada kastı kesip araya girmektir.)
✅ Doğru: May I jump in with a question about the budget?
Eş ve Zıt Anlamlılar
Benzer: cut in, butt in, chime in, interject
Zıt: listen, stay quiet, hold back
Kullanım Notu
Günlük ve samimi konuşmalarda yaygındır; resmi yazışmalar veya profesyonel sunumlar için çok uygun değildir.