Telaffuz: /breɪk əp/

Köken ve Yapı

Bu ifade, 15. yüzyılda kelime anlamıyla bir bütünü parçalara ayırmak veya kırmak anlamında kullanılmaya başlanmış, 19. yüzyılın sonlarında ise mecazi olarak ilişkileri bitirmek anlamını kazanmıştır.

Örnek Cümleler

1. They decided to break up after dating for three years.

Üç yıl çıktıktan sonra ayrılmaya karar verdiler.

2. Can you speak louder? You are breaking up.

Daha yüksek sesle konuşabilir misin? Sesin kesilip duruyor.

Sık Yapılan Hatalar

Yanlış: I broke up last week (from whom? - yanlış, kimi terk ettiğin belirtilmeli)

Doğru: She broke up with her boyfriend after three years.

Eş ve Zıt Anlamlılar

Benzer: split up, call it quits, end a relationship

Zıt: get together, reconcile

Kullanım Notu

Günlük konuşma dilinde çok yaygın, resmi yazışmalarda daha tarafsız ifadeler tercih edilir.

Benzer Phrasal Verb’ler

İlişkili Phrasal Verb’ler