Telaffuz: /ˈbɔrdər ɔn/
Köken ve Yapı
Fiil, coğrafi olarak iki ülkenin birbiriyle ‘sınırı olması’ (border) fikrinden türemiştir. Zamanla soyut anlam kazanılarak bir durumun başka bir uç duruma teğet geçmesi anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
Örnek Cümleler
1. His arrogant behavior in the meeting borders on rudeness.
Toplantıdaki kibirli davranışları terbiyesizliğe dayanıyor.
2. Her dedication to the project borders on obsession.
Projeye olan bağlılığı saplantı sınırında.
Sık Yapılan Hatalar
❌ Yanlış: Yanlış: “His behavior borders with obsession.” (Doğrusu: “borders on”)
✅ Doğru: His behavior borders on obsession.
Eş ve Zıt Anlamlılar
Benzer: verge on, approach, come close to
Zıt: be far from, avoid
Kullanım Notu
Genellikle resmi veya yazılı dilde tercih edilir; günlük konuşmada daha az kullanılır.