/pleɪ daʊn/
📖 Köken ve Yapı
Play down, 19. yüzyıldan itibaren İngilizcede ‘play’ (oynamak) ve ‘down’ (aşağı) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş bir deyimsel fiildir. ‘Aşağı çekmek’ mecazi anlamından türemiştir.
💬 Örnek Cümleler
1. The government tried to play down the seriousness of the economic crisis.
Hükümet, ekonomik krizin ciddiyetini önemsiz göstermeye çalıştı.
2. She played down her role in the project, but everyone knew she was the key person.
Projedeki rolünü küçümsedi, ama herkes onun kilit kişi olduğunu biliyordu.
⚠️ Sık Yapılan Hatalar
❌ Yanlış: Nesne olmadan kullanmak: “He played down.” (Yanlış) - Doğrusu: “He played it down.”
✅ Doğru: The company tried to play down the environmental damage.
🔗 Eş ve Zıt Anlamlılar
🔄 Benzer: downplay, minimize, understate, belittle
↔️ Zıt: emphasize, overstate, exaggerate
💡 Kullanım Notu
Resmi ve haber dilinde sıkça kullanılır; günlük konuşmada da anlaşılır.