Telaffuz: /əˈlaʊ fər/
Köken ve Yapı
‘Allow’ (izin vermek) fiili ‘for’ edatıyla birleştiğinde, mecazi olarak ‘bir olasılığa yer/alan tanımak’ mantığından türeyerek ‘hesaba dahil etmek’ anlamını kazanmıştır.
Örnek Cümleler
1. When planning the project timeline, you must allow for potential delays.
Proje takvimini planlarken olası gecikmeleri hesaba katmalısınız.
2. Our total budget allows for extra expenses that might arise during the trip.
Toplam bütçemiz, seyahat sırasında ortaya çıkabilecek ekstra masrafları göz önünde bulunduruyor.
Sık Yapılan Hatalar
❌ Yanlış: My boss allowed for me to leave early (yanlış; ‘allow for’ izin vermek anlamında kullanılmamalıdır)
✅ Doğru: We should allow for unexpected delays when planning the trip.
Eş ve Zıt Anlamlılar
Benzer: take into account, factor in, make allowance for
Zıt: ignore, overlook
Kullanım Notu
Allow for genellikle resmi ve planlama bağlamlarında kullanılır; günlük konuşmada da ‘hesaba katmak’ anlamında işitilir.